PDA

Orjinal Sayfayı Göster : Lambert Konferansı (okumanızı temenni ediyorum)

BU FORUMA üCRETSiZ üYE OLUN !



koral
23-09-2005, 12:38
Şimdi burda Lambert konferansı diye bilinen bir konferansa geçiyorum. Bu konferansın önemi nerden kaynaklanıyor ? Nedir bu Lambert ?

Kiliseler, bildiğiniz gibi hiç boş durmazlar. Boş durmaları için değil dini alanda çalışmaları için kiliseler kurulur. Bunların arasında Anglikan kilisesi, yani İngiltere'deki milli kilise, diğer kiliselere oranla, Katolik ve Ortadoks kiliselere oranla daha küçük olmasına rağman daha çok aktif bir kilisedir. Bu aktif kilise tabii Protestan bir kilise. Bu kilisenin 1867'den bu yana, 131 yıldır sürdürdüğü ve her 10 yılda bir toplanan ve on yıllık dönemi nasıl eylemle dolduracaklarını anlatan ve bunların tartışıldığı bir konferans vardır. 18 Temmuz 1998'de bunların 14.sü yapıldı. Lambert Konferansı dediğimiz bu. Lambert Konferansı'nda bazıları açık, bazıları gizli kararlar alındı. Bu konferansa bütün dünyadan hepsi Protestan olmak üzere 800 piskopos katıldı. Sadece amerikan delegasyonunda 111 piskopos vardı. Amerika'dan katılan Episkopal Kilisesi'dir. Presbiteryan var, birde Episkopal var. Bunların iki birlikte hareket eden kiliselerdir. Amerika'dan gelen delegasyon, tarihinde Türklere karşı en acımasız en gaddarca davranmış olan kiliseye mensuplar. Şöyle ki Lozan Antlaşması Amerika Senatosun'da geldiğinde işte bu kilisenin bir baskısı ve "Ermenilere tehcir uygulanıyor. Ermeni katliamı yapılıyor," gerekçesiyle, Amerikan senatosu Lozan Antlaşmasını onaylayamadı. Buna bu kiliseler sepeb oldular. Günümüzde, Amerika, Lozan Antlaşmasını kabul etmediği içindirki bizim bağımsızlığımız, Amerika ile ikili antlaşmalar çerçevesinde yürümektedir. Yoksa Lozan'a binaen değil. Şimdi bu boşluğu görüp burdan yola çıkarak Türkiye'nin başına çorap örmeye hazırlanan kuruluşlar var. Bu kuruluşların özellikle kullandıkları bazı kavramlar var. Lambert Konferansı sırasındada bu kavramlar gündeme geldi. Ben bunlardan iki tanesi üzerinde duracağım. Birde kapı kapıların arkasında alınmış olan bir başka karar üzerinde duracağım.
Lambert Konferansında, kilise, 10 yıllık kendie eylem planlarını yaptı. Ve dedilerki, "Anglikan Kilisesine çok güçlü bir yöneliş var. Nerede var ? Özellikle Afrikada var. Özellikle Kenya, Uganya ve Nijeryada, Müslümanlıktan veya Animist dinden ayrılıp Anglikanlığa geçen pek çok insan var. Biz bu Afrikada uyguladığımız eylem planını, Orta Doğuya, Türkiyeye ve Türki Cumhuriyetlere götürmek zorundayız. Orada nasıl başarılı olduysak, aynı şekilde, Orta Doğu'da, Türkiye'de ve Türki Cumhuriyetlerde'de başarılı olacağız."
İlginçtir ki; Temmuz ayında alınan bu karar çerçevesinde, İstanbul'a Cuma gününden itibaren bazı turistler geliyor. Pazartesi sabahı gidiyorlar İstanbul'da iki tane Anglikan Kilisesi varıdır. Bunlar boş dururdu. Bu turistler her pazar ayine gidiyorlar.
Kiliseler, çok aktifmiş gibi görülüyor. Gelenler kimler ? Avrupalı, İngiliz. Uzun hafta sonu tatili adı altında İstanbul'a geliyorlar.
Pazar günü sabahı günü yaşlı başlı insanlar kiliseler gidiyorlar. Ayinlerini yapıyorlar. Ya akşam üstü ya da ertesi sabah dönüyorlar. Bunlarıda organize eden bir güç var Avrupada. Yani bir takım yaşlı başlı insanlara, "hadi bakalım bu haftasonuy Türkiyeye İstanbula gidiyorsunuz, " diyorlar. Adamlarda toparlanıp geliyorlar. Ondan sonra tekrar toparlayıp götürüyorlar.
Lambert Konferansın'da, Müslümanlarla diyalog adı altında bir bölüm vardı. Bu bölüm 20 sene önce kurulmuştu. Bu bölümün hızlandırılması, diyalog kavramının geliştirilmesi ve müslüman-hristiyan diyaloğunun ileride Anglikan kilisesinin Orta Doğu'daki, Türkiye'deki, ve Türki Cumhuriyetlerdeki gelişmesine 1. dereceden katkıda bulunması karara bağlandı. Tanzanyalı piskopos Simon E. Chiwango dedi ki ; "Artık bizim kilisemiz pastoral bir kilise olmaktan çıkıp doğrudan doğruya kendini dışa vuran ve misyonerlik faailiyetlerine doruğa çıkarması gereken kilise durumuna gelmiştir."
Burada alınan kararları söyliyelim. Birincisi diyalog kararıdır. Diyaloğun, özellikle Türkiye'de diyaloğun tesisi. 2.si ve önemlisi; diyaloğu sağlayacak olan şahısların içerden temini. Ne demek içeriden temini ? Yani Türkiye'de diyaloğu kimler sağlayacak ? Anglikan yapılmış Türkler sağlayacak. Bu diyaloğu sağlamakla görevli olan Türkler, Misyonlerlik faaliyetlerinide "Türk Protestanlar" adı altında sürdürebilirler.
Demek ki bir, diyalog olacak; iki diyaloğun muhattabı Türkler karşında bir takım İngilizleri değil Anglikan olmuş Türkleri bulacaklar. Kendi dillerinden konuşan insanları bulacaklardır. Üçüncüsü dediler ki: "Hedef kitle gençlerdir. Gençlerdir ama kırsal alanın gençleri değildir. Doğrudan doğruya büyük şehirlerde kozmopolit kültürü içindeki gençler, özellikle milli ve dini bütünliğünden kopartılmış gençler birinci dereceden av alanıdır." Yani ülkemizde, özellikle Türkiye'de birinci derece hedef alınan kitle gençlerimizdir. Hangi gençlerimizdir ? Kırsal alandaki gençlerimiz değil büyük şehirlerimizdeki gençlerimizdir. Dördüncüsü, belkide en önemlisi, Lambert Konferansı'nda "İslamiyet niçin gelişiyor ? İslamiyet'in hızla yayılmasını engellemek için neler yapmalıyız?" sorusuna 10 yıllık araştırmalarının sonucu buldukları cevap şu: "İslamiyet'in bir özelliği var. İslamiyet faize karşı bir din. Faize karşı olduğu için insanlara çok cazip geliyor. Ve Müslümanlığa doğru hızla bir yöneliş oluyor. Peki bu durum karşısında biz ne yapabiliriz?" Bakın ne buldular?
Kilise 800 pikopos bir arada dedi ki: "Bizim faizi kaldırmamız mümkün değil. Ama borç silmeye gidelim." Dikkat edin! Zengin protestan ülkeler "Afrika'daki yoksul ülkelerin borçlarını silerse İslamiyet'e yönelişi durdururuz. Borcundan kurtulan ülkeler yeniden bize katılırlar," kararındalar. Önümüzdeki dönemde Protestan kiliselerin girişimiyle birtakım ülkeler, "Biz borç silelim. (Hz) İsa'nın 2000. yılını kutluyoruz. Bakın biz ne kadar uygarız. Biz ne kadar insanlıktan yanayız" deyip Müslümanların gözünü boyamak için, "borç siliyoruz" diye bir kampanya başlatacaklar. Bugünden söylüyorum bunu yemeyin. Bu karar Lambert'de alındı. Borç silme diye birşey zaten olmazda, erteleme olur, başka kılıf sokarlar, o şekilde devam eder, Ama adı "borç sildim" olacak.
Son hususa gelince, son husus şu: Bu on yıllık eylem planı içinde en büyük bütçeyi misyonerlik faaliyetlerine ayırdılar. Yani bundan sonraki önümüzde on yıl içerisinde Protestan kiliseleri topluca en büyük parayı misyonerlik faaliyetleri için harcayacaklar. Birinci dereceden "kapsama alanına giren ülke Türkiye ve Türki Cumhuriyetler. Bir husus daha var. Dediler ki: "Homoseksüel kadın ve erkekler bizim için kullanılacak." Tekrar ediyorum, Lambert Konferansı sonuncusu şu: Cinsel sapıklık içide olan kadın ve erkekleri biz dışlamayalım. Tam tersine bunları içimize alalım. Anglikanlaştırma kampanyamızda kullanalım. Nasıl kullanalım ? İnsan hakları, diyelim. Cinsel sapıklıkta insan hakkıdır, diyelim. Bunları lanse edelim. Basında, yayında, televizyonda öne çıkartalım. Sürekli imaj olarak bu tipler memleketin en üst değerleri neyse onları temsil eder hale gelsin."
Dikkat ederseniz Türkiye'de, özellikle son 5-6 yıldır, bu tip insalara tanınan müthiş br prim vardır. Şarkıcı mı ? Malesef öyle olacak. Dergiler, gazeteler, görüyorsunuz ne halde.
Bu da Lambert Konferansı kararlarının içinde yer aldı. Yani özgürlük adı altında cinsel sapıklıklarla Anglikanizm'i yaygınlaştırmak bu kararlar içinde yer aldı. Öyleyse sonuç olarak şunu söylüyorum: Türkiye'de bir yanda kaset savaşları, bir yanda mafya savaşları, bir yanda anayasa var ama birde Çakıcı'nın anayasası var. Herkez Çakıcı'nın anayasasına göre davranmayı tercih ediyor. Öyleyse çetelere, mafyalara, kartel basınına karşı Müslümanlar, ellerinde sadece İslam dininden başka bir silah olmadığını bilerek bununla mücehhez olarak mücadele etmelidirler. Ne ile ? Yeniden KUVAY-İ MİLLİYE RUHU, yeniden bir MÜDAFAA-İ HUKUK bilinci, yeniden MİSAK-I MİLLİ ve İSTİKLAL-İ TAMLIK; şu dört fikirle...
Hristiyan aleminde iki tane önemli kilise kavramı var. Bir tanesi bildiğimiz kiliseler, ikincisi "Invisible Church" dediğimiz "göze gözükmeyen kilise"dir. Yani somut ve mevcut bir dünya olarak görmediğiniz bir kilise var. Nedir bu ? Protestanlar tarafından kurulmuş olan bu kilise der ki: "Şahısların Müslümanlık'tan Hristiyanlığa geçmesi gerekmez. Oldukları yerde, oldukları gibi kalsınlar, Ama bizim istediğimiz gibi düşünsünler. Yani Müslüman, Müslüman gibi düşünmesin. Hristiyan gibi düşünsün. Müslüman gibi yaşadığına inansın."
Bu çok mühim bir olaydır. Dolayısıyla bunun adına "Invisible Church" denir.
Bugün Türkiye'de birçok Müslüman, maalesef Müslüman gibi düşündüğünü zannederek gerçekte Hristiyanların kendilerinden istediği şekilde düşünüp Müslümanlığımı yerine getiriyorum, inancı içindeler. Kısa kesmek için buraya bir nokta koyuyorum. İkincisi davet kısmını yapan çok önemli gizli bir teşkilat var Katolik Kilisesi'nin. Bu kilise teşkilatının adı "OPUS DEİ"dir. "Tanrının İşleri" anlamına gelir. Bu teşkilat 80bin üyesi olan bir teşkilattır. Üyelerin tamamı doktor, profesör, gazeteci ve zengin iş adamlarıdır. Hücreler halinde çalışır. Hücrenin başında bir kardinal vardır. Şimdi dikkat edin. Kardinali Papa tayin ediyor. Onun altındaki herkes hangi ülkede ise o ülkenin adamlarından oluşuyor. Ve onlar o ülkenin yasalarına tabi değildir. Doğrudan doğruya Papaya tabidir. Yani bir ülkede "Opus Dei" ne yapmıştır ? Gelelim 2. Vatikan Konsülü'ne... 2.Vatikan Konsülü'nü toplayan Papa 23. John, bu gizli teşkilata bağlı olarak 1936-1943 yılları arasında Türkiye'de bulundu. Çok fasih Türkçe konuşuyordu. Aynı zamanda casustu.
Enteresandır. 1954'te XXIII. John Para olduktan sonra, 1958 yılında ilk defa bir Müslüman Devlet Başkanı Papa'nın ayağına giderek kendisini kutsadı. Bu Celal Bayar'dı. Aytunç Altındal'ın çeşitli konuşmalarında öne sürdüğüne göre, Celal Bayar da 1960'ta ihtilalle devrilince Papa da onu idamdan kurtardı. Bunuda böyle bilin. İşte o Papanın hazırladığı "Opus Dei" bakın çok önemli bir girişimde bulundu.
Dedi ki: "Öncelikle okullar açmalıyız." Ve 1962'den 1984 yılına kadar dünyanın çeşitli yerlerinde, 463 üniversite, 2112 de ilköğretim okulu açtılar. Bunu da "Opus Dei"nin en önemli girişimi olarak Papalık, misyonerliğin davet bölümünü gerçekleştirdikleri gerekçesiyle kutsadı. Bunu kuran Loyola diye birisiydi. 2001 yılında azizliğe doğru yola çıkartıldı.


Kaynak:

Komplo Teorileri Dergisi, Temmuz-Ağustos 2002/07 sayılı nüshasından Aytunç Altındal ile yapılan röportajdan geliştirilmiştir.

Benim yazdığım yazı, Komplo Teorileri kitabı Erol Mütercimler syf: 320-325

DARKFEAR
23-09-2005, 12:41
HOCA SÜPER OLMUŞ ELLERİNE SAĞLIK İNSANLARIN DOĞRULARI GÖRME ZAMANI GELMİŞTİ

Anakin
23-09-2005, 18:00
Yaw hocam niye bu kadar uzun yazıyorsunuz. :mrgreen:
Kısa yazın azcık. İnsan okuyacak bunları :D

koral
23-09-2005, 23:35
Abi benim yazmam 2-3 günümü aldı siz 15 dakkada okuyacaksınız.

emin_metehan
24-09-2005, 02:08
bence çok zor müslüman adamı gerçekten müslüman olmus birini
hristiyan yapamazsın bu bir gerçek ama daha tam her seyi öğrenmemiş
gençler çocuklar bole seylere kana bilir dikkatli olmak gerekmektedir
ama inanılmaz zor bişey mesela beni neyle tehdit ederlerse etsinler
asla islamdan vazgeçmem asla belki numara yaparım ama asla vazgeçmem

Yengi
24-09-2005, 18:13
Güzel yazı sağol D-oğlu,özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şu bahsettiğin,gizli kilise meselesi,evet bu nokta işte en önemli nokta,mesela kişi kendini Müslüman görüyor ve gerçektende müslüman ama değer yargıları,dünyaya baktığı pencere hristiyan açısı,gölüğü hristiyan gözlüğü,elindeki cetvel hristiyan çetveli,dolayısıyla ne ölçerse ölçsün,iyi niyetli de olsa ölçümün sonucu hristiyanca oluyor,işte esas tehlike bu.

Meselâ 14 şubat SEVGİLİLER GÜNÜ,:) yalanın kuyruklusudur,bir kere dünyada sevgililer günü diye bir gün YOK.O günün asıl adı SN. VALENTİN'S DAY dır,yani aziz valentin günü,kim bu adam hristiyan din adamı aziz,ve bu gün de dini bir hristşyan günü,ama bize bunu sevgililer günü diye yutturdular,ve Müslümanlar bu günü başka bir adla başka bir niyetle kutluyor,ama sonuca baktığında adam şnanmasa da kutluyor bu da gavur için istenen durumdur zaten,yoksa dünyada LOVERS DAY ya da DARLİNGS DAY d,ye bir gün YOK.

Yakında şükran gününü de başka bir adla sokarlar,cadılar bayramı halovenıda,böyle gider bu iş,yine dini bir gün olan noeli de yılbaşı kutlaması diye yutturdular bu millete.

Diyeceksiniz ki,sen de abartma be,tüm dünya kutluyor ne olacak ki,elbette zaten hedef tüm dünya,:) ölen papanın milenyum konuşmasını anımsatırım;

İlk bin yılda tüm avrupayı hristiyanlaştırdık,2. binyılda afrikanını çoğunu,şimdi bu girdiğimiz binyıldada afrikanın geri kalanını ve tüm asyayı (ortadoğu da dahil) hristiyanlaştıracağız.

Adam bunu açık açık dedi,heriflerin acelesi yok,hedef koymuşlar,zamanları da bin yıl,yavaş yavaş sindire sindire,önce sevgililer günü diye kutlayacaksın,zamanla artık açık açık azizi valentin günü olarak kutlanacak,önce yılbaşı kutlaması diyeceksin,zamanla noel açık açık kutlanacak.Meselâ yılbaşında çam ağacı süsleme olayı tamemen bir hristiyan ritüelidir (ayin,tören) ve hiçbir hristiyan yapma çam,pilastik çam süslemez,gerçek canlı ağaç süsler çünkü bu dini bir törendir,yoksa bu bir müslümanın kurban bayramında oyuncak koyun kesmesi gibi olur,benzetme hoç olmadı ama anlam olarak verdim,ee şimdi bir Türk ailenin yılbaşında pilastik çam süsülemesi nedir?

Bu tam anlamıyla şekilde hristiyanlıktır,sahte hristiyanlıktır,özenmedir,yavaş yavaş kanıksamadır,tehlikelidir.fendim ne olacak ki adam çocuğu istemiş,özenmiş,eğlence için yapıyor,amacı dini vazife olsun değil ki.D,iye bahane türetenlere şunu derim,işte amaç da bu zaten,o zaman hristiyanlar da oruç tutsun,ama ibadet olarak değil de sağlık için ? Nasıl olur mu? Kurban kessinler ama o maksatla değil yemek için,olmaz,bugün oyuncak çam ağacı süsleyen aile,çocuğu istedi diye bunu eğlence ya da sadece öylesina yapıyorsa,yarın çocuğu boynuna öylesine sadece süs d,iye haç takarsa ne yapacak? Ya da sadece sosyal ektivite olarak pazarları kiliseye giderse?

Uyanalım beyler,bu iş ciddi,abd'nin Irağa esas girme nedeni ne petroldür,ne başka şey,haa tabi ki petrol de işin kaymağı oluyor,yani kör istedi bir göz Allah verdi iki göz hesabı,abd birincil olarak yahudistanın israilin,korumalığı için geldi bir,ikincisi, arz-ı mev'ud yani sözde vaad edilmiş topraklara gitmek için buraya yerleşti,3.sü de İslâmla mücadele,bu açık,yoksa işi sadece petrol için geldi deyip sıyrılmak çok sığ bir bakış,adam zaten yaptığı masrafı,alacağı üç gram petrolden çıkarsa zarar eder,veya çok az bir kâr kalır yanına,zaten buş denen moron dedi ya,kruseyd diye yani haçlı seferi...

Yengi
24-09-2005, 18:14
Özür dilerim yazıyı yazan Lucin'miş D-oğlu demişim,sağol Lucin.

koral
25-09-2005, 21:39
Evet aslında sevgililer günü diye birşey yoktur Valentines Day'dir onun asıl adı. Bu Valentine zamanında erkeklere evlenmeyi yasaklayan bir kralın yasağını çiğneyip gizlice nikah kıyan bir aziz(!)dir.

emin_metehan
26-09-2005, 20:18
hristiyanın alimi zekisi müslüman olur müslümanında en cahili en slakı hristiyan
olur. (örnek tugçe kazaz)

ya bu milleti vatanı kimse müslümanlıktan çıkaramaz dogru bozmaya çalısıyorlar
epeyde bozdular ama hiçbir zeki alim insanımız hristiyan olmayacak asla
geriside bize lazım deil zaten bi islam dünyasına bakarsanız hepsi bozuldu
hepsi bu yavas yavas kendiliginden oluyor gibi adamlar dogulastı kadını
mal görmeye basladı v.b. bizde batılastık bozulduk hiç ii deil ama çocuklarımıza
dinimizi dogru duzgun ögrettikten sonra dünyada kaldıgımız sürece müslüman
kalcaz ama bir gerçek var KURAN da kıyametin müslümanların üzerine
kopmayacagı yazılı demekki ozmana hiç müslüman kalmayacak ya aslanlar
gibi sehit olmus gitmiş yada bozulmus olacaklar ALLAH bozulmus olanlardan
eylemesin

babarazi
26-09-2005, 21:46
hristiyanın alimi zekisi müslüman olur müslümanında en cahili en slakı hristiyan
olur. (örnek tugçe kazaz)


ya bir doğru ancak bu kadar güzel dile getirilirdi.

ayrıca lucin, binlerce teşekkürler. çok aydınlatıcı ve bilgilendirici bir yazı. teşekkürler.

kursad974
28-09-2005, 09:45
Ey TÜRK Milleti !
Titre ve kendine gel !!!
:x

kursad974
28-09-2005, 09:48
luciN yazın cok güzel seyler anlatıyor tabiki anlayana. büyük sehirler de yasayan kozmopolist,metropolist ve daha sonu polist ile biten bircok kavramın içinde sıkışan TÜRK gençligi bu sesini duyar umarım :x